Birinci basamak hekimlerin yapması gereken koruyucu
hekimliktir. Hastalıkların oluşmadan önlenmesi çok mühimdir. Koruyucu hekimlik
de en önemli olan, sağlıklı beslenme, zararlı besinlerden, stresten uzak durma
ve özellikle obeziteden kaçınmaktır.
21. yüzyılın en önemli sorunlarının başında özellikle
gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde fast-food beslenme ve şişmanlık gelmektedir.
Hastalıkların önlenmesinde beslenme, yaşam tarzı, egzersiz ön plana
çıkmaktadır.
Hastalıkları önemlerine göre aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
1. Kalp-damar
hastalıkları
2. Hipertansiyon(yüksek
tansiyon)
3. Diabet
(şeker hastalığı)
4. Kanserler
5. Akciğer
hastalıkları
6. Mide-Bağırsak
hastalıkları
Tüm dünyada ölüm sebeplerinin başında kalp-damar
hastalıkları ve hipertansiyon gelmektedir. Özellikle yüksek tansiyon
erişkinlerde, Türkiye’de %30’lara ulaşmıştır. Maalesef tansiyon hastalıklarının
sadece %29’u kontrol altındadır.
Kalp hastalıklarından korunmada, 1 numaralı suçlu olan
sigaradan uzak durmak şarttır. Sigaranın kalp hastalığı ve kalp krizlerine
bağlı ölüm riskini arttırdığı iyi bilinmektedir. Beslenme kalp hastalığını
önlemede sigara kadar önemlidir. Kalorisi yüksek bol karbonhidrat, kırmızı et
ve yağlı yiyecekler kalp krizine zemin hazırlar.İdeal olanı Akdeniz Diyeti’dir.
Akdeniz Diyeti’nin özelliği yüksek miktarda balık, meyve-sebze, zeytinyağı ve
tahılları içerir. Memleketimizde her mevsim, her türlü sebze ve meyveyi bulmak
mümkündür. Özellikle bahar aylarında enginar, bezelye, taze fasulye, bamya,
kabak yenilebilecek ideal besinlerdir. Sonbahar ve kış aylarında ise pırasa,
karnabahar, lahana yine ideal besinlerdir. Kuru baklagiller her mevsim
yenilebilecek besinlerdir.
Beslenmede katı yağlar ve margarin yerine sıvıyağlar,
özellikle zeytinyağı tercih edilmelidir. Dikkat edilecek en önemli şeylerden
biri de tuzdur. 18 yaşından sonra kimsenin ilave tuza ihtiyacı yoktur. Sebzeler
toprakta yetişir ve onların bünyelerinde bulundurduğu tuz günlük ihtiyacı
karşılar. Bizim ülkemizde yemeğin tuzuna, tadına bakılmadan tuz ekleme
alışkanlığımız vardır. Avrupa’da günlük tuz tüketimi 6 gram iken, ülkemizde 18
gramdır.
Kısaca alkolden bahsetmek istiyorum. Sosyal içici olarak
ayda 1-2 gün, 1 bardak şarap veya muadil içki alınabilir. Alışkanlık halinde ve
fazla alınması, hem kalp, hem karaciğer, hem de mide-bağırsak için zararlıdır.
Şeker hastalığının önlenmesinde en önemli husus karbonhidrat
kısıtlaması ve şişmanlıktan kaçınmadır. Gizli şekeri aşikar hale getiren 3 şey;
fazla kilo, ruhi şok ya da ağır enfeksiyon hastalıklarıdır. Kanda yüksek şeker
damar hastalığı için büyük risktir. Kontrol altına alınamayan şeker
hastalıklarında kalp krizi, böbrek yetmezliği ve beyin kanaması, diğer kişilere
göre çok fazladır. Şeker hastalıklarında, yüksek tansiyonda varsa risk
katlanarak artar.
Karbonhidrat derken sadece tatlılar değil, ekmek kısıtlaması
da önemlidir. Şeker hastalarının sütlü tatlı dahil hiçbir şekilde şekerli yiyecekler
tüketmemesi gereklidir. Tam buğday, çavdar gibi ekmekler tercih edilmeli, beyaz
ekmekten kaçınılmalıdır. Obezite şeker hastalıklarında en büyük risklerden
biridir. Hem kalori kısıtlaması, hem de egzersiz şarttır.
Şimdi de kanserden korunma ve önlenmesi için dikkat edilmesi
gerekenlerden bahsetmek istiyorum. Kanser, ABD’nin ölüm nedenlerinin başında
gelmektedir. Ülkemizde de her geçen gün kanser vakaları artmaktadır. ABD’de de
sadece 2007’de 500.000’den fazla ölüme neden olmuştur. Tüm dünyada yılda 7
milyondan fazla ölümün sorumlusu kanserdir. Sigara kullanımı, obezite, kötü
beslenme ve egzersiz yapılmaması kanser riskini arttırır.
Erkeklerde en sık görülen 3 kanser, prostat, akciğer ve bağırsak
kanseridir. Kadınlarda ise meme, akciğer ve bağırsak kanseridir. Dikkat
edilirse her ikisinde de akciğer kanseri ön plandadır ve sigara en büyük
suçludur. Yine her ikisinde de bağırsak kanseri ilk 3 ‘dedir ve hazırlayıcı
nedenlerin başında kızartmalar, mangalda pişirilen etler, işlenmemiş kırmızı
etler (salam, sosis, sucuk) gelmektedir.
Akdeniz Diyeti ile (buğday, sebzeler, meyveler, balık,
zeytinyağı, tahıllı besinler) beslenenlerde kanser riski %20 oranında azalmakta
ve bağırsak kanseri nüksü azalmaktadır. Kırmızı eti fazla tüketenler ve
işlenmemiş eti çok tüketenler de ise bağırsak kanserlerinde belirgin artış
tespit edilmiştir.
Süt ürünlerinin bağırsak kanserinden koruduğu yazılsa da,
bazı çalışmalarda anlamlı bir koruyucu etkisi göstermemiştir. Aksine süt
ürünleri tüketilmesindeki artış nedeniyle prostat kanserini arttırdığı yönünde
yazılar vardır.
Akciğer hastalıklarında korunmada ise en önemlisi tabiki
sigara içilmemesidir. Bunun yanında hava kirliliğinden uzak durulması gerektiği
hepimizin bildiği bir gerçektir.
Toplumumuzda en çok hekime başvurmayı gerektiren
hastalıkların başında mide ve bağırsak hastalıkları vardır. Özellikle gastrit,
reflü, ülser ve kolitler sık görülen hastalıklardır. Maalesef bunların
sebepleri de acılı, baharatlı ve kızartmalı yiyeceklerin sık tüketilmesi.
Asitli içeceklerin fazla içilmesi ile yakından ilgilidir. Sulu gıdaların,
sebzelerin ve lifli yiyeceklerin daha sık tüketilmesi, çok sıcak veya çok soğuk
yenmemesi ve içilmemesi önemlidir. Daha da önemlisi yemeklerin ağır yenilmesi
ağızda iyice çiğnenmesi gerekir.
Sabah kahvaltısının mutlaka yapılması gerekir. Sabah
kahvaltı yapmayanlarda safra kesesi hastalıkları ve taş oluşumu daha fazladır.
Bir diğer dikkat edilmesi gereken de akşam yemeklerinin geç saatlere
bırakılmaması ve tok mide ile yatılmamalıdır.Mide ortalama 4 saatte
boşalır.Gece 11’de yatan birinin akşam 7’den sonra hiçbir şey yememesi gerekir.
Sağlıklı beslenme ile ilgili Çinlilerin çok güzel bir
atasözü vardır.
“sabah kahvaltısını kendin için yap, öğle yemeğini dostunla
paylaş, akşam yemeğini düşmanına ver.”
Yazımı bir Türk Atasözü ile tamamlayıp kendi düşüncem ile
bitireceğim.
“Can boğazdan gelir” ama Can boğazdan çıkar.
Hepinize sağlıklı beslenmeler, huzurlu ve mutlu bir yaşam
dilerim.