6 Ocak 2014 Pazartesi


Birinci basamak hekimlerin yapması gereken koruyucu hekimliktir. Hastalıkların oluşmadan önlenmesi çok mühimdir. Koruyucu hekimlik de en önemli olan, sağlıklı beslenme, zararlı besinlerden, stresten uzak durma ve özellikle obeziteden kaçınmaktır.

21. yüzyılın en önemli sorunlarının başında özellikle gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde fast-food beslenme ve şişmanlık gelmektedir. Hastalıkların önlenmesinde beslenme, yaşam tarzı, egzersiz ön plana çıkmaktadır.

Hastalıkları önemlerine göre aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
1.      Kalp-damar hastalıkları
2.      Hipertansiyon(yüksek tansiyon)
3.      Diabet (şeker hastalığı)
4.      Kanserler
5.      Akciğer hastalıkları
6.      Mide-Bağırsak hastalıkları

Tüm dünyada ölüm sebeplerinin başında kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon gelmektedir. Özellikle yüksek tansiyon erişkinlerde, Türkiye’de %30’lara ulaşmıştır. Maalesef tansiyon hastalıklarının sadece %29’u kontrol altındadır.

Kalp hastalıklarından korunmada, 1 numaralı suçlu olan sigaradan uzak durmak şarttır. Sigaranın kalp hastalığı ve kalp krizlerine bağlı ölüm riskini arttırdığı iyi bilinmektedir. Beslenme kalp hastalığını önlemede sigara kadar önemlidir. Kalorisi yüksek bol karbonhidrat, kırmızı et ve yağlı yiyecekler kalp krizine zemin hazırlar.İdeal olanı Akdeniz Diyeti’dir. Akdeniz Diyeti’nin özelliği yüksek miktarda balık, meyve-sebze, zeytinyağı ve tahılları içerir. Memleketimizde her mevsim, her türlü sebze ve meyveyi bulmak mümkündür. Özellikle bahar aylarında enginar, bezelye, taze fasulye, bamya, kabak yenilebilecek ideal besinlerdir. Sonbahar ve kış aylarında ise pırasa, karnabahar, lahana yine ideal besinlerdir. Kuru baklagiller her mevsim yenilebilecek besinlerdir.

Beslenmede katı yağlar ve margarin yerine sıvıyağlar, özellikle zeytinyağı tercih edilmelidir. Dikkat edilecek en önemli şeylerden biri de tuzdur. 18 yaşından sonra kimsenin ilave tuza ihtiyacı yoktur. Sebzeler toprakta yetişir ve onların bünyelerinde bulundurduğu tuz günlük ihtiyacı karşılar. Bizim ülkemizde yemeğin tuzuna, tadına bakılmadan tuz ekleme alışkanlığımız vardır. Avrupa’da günlük tuz tüketimi 6 gram iken, ülkemizde 18 gramdır.

Kısaca alkolden bahsetmek istiyorum. Sosyal içici olarak ayda 1-2 gün, 1 bardak şarap veya muadil içki alınabilir. Alışkanlık halinde ve fazla alınması, hem kalp, hem karaciğer, hem de mide-bağırsak için zararlıdır.

Şeker hastalığının önlenmesinde en önemli husus karbonhidrat kısıtlaması ve şişmanlıktan kaçınmadır. Gizli şekeri aşikar hale getiren 3 şey; fazla kilo, ruhi şok ya da ağır enfeksiyon hastalıklarıdır. Kanda yüksek şeker damar hastalığı için büyük risktir. Kontrol altına alınamayan şeker hastalıklarında kalp krizi, böbrek yetmezliği ve beyin kanaması, diğer kişilere göre çok fazladır. Şeker hastalıklarında, yüksek tansiyonda varsa risk katlanarak artar.

Karbonhidrat derken sadece tatlılar değil, ekmek kısıtlaması da önemlidir. Şeker hastalarının sütlü tatlı dahil hiçbir şekilde şekerli yiyecekler tüketmemesi gereklidir. Tam buğday, çavdar gibi ekmekler tercih edilmeli, beyaz ekmekten kaçınılmalıdır. Obezite şeker hastalıklarında en büyük risklerden biridir. Hem kalori kısıtlaması, hem de egzersiz şarttır.

Şimdi de kanserden korunma ve önlenmesi için dikkat edilmesi gerekenlerden bahsetmek istiyorum. Kanser, ABD’nin ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Ülkemizde de her geçen gün kanser vakaları artmaktadır. ABD’de de sadece 2007’de 500.000’den fazla ölüme neden olmuştur. Tüm dünyada yılda 7 milyondan fazla ölümün sorumlusu kanserdir. Sigara kullanımı, obezite, kötü beslenme ve egzersiz yapılmaması kanser riskini arttırır.

Erkeklerde en sık görülen 3 kanser, prostat, akciğer ve bağırsak kanseridir. Kadınlarda ise meme, akciğer ve bağırsak kanseridir. Dikkat edilirse her ikisinde de akciğer kanseri ön plandadır ve sigara en büyük suçludur. Yine her ikisinde de bağırsak kanseri ilk 3 ‘dedir ve hazırlayıcı nedenlerin başında kızartmalar, mangalda pişirilen etler, işlenmemiş kırmızı etler (salam, sosis, sucuk) gelmektedir.

Akdeniz Diyeti ile (buğday, sebzeler, meyveler, balık, zeytinyağı, tahıllı besinler) beslenenlerde kanser riski %20 oranında azalmakta ve bağırsak kanseri nüksü azalmaktadır. Kırmızı eti fazla tüketenler ve işlenmemiş eti çok tüketenler de ise bağırsak kanserlerinde belirgin artış tespit edilmiştir.

Süt ürünlerinin bağırsak kanserinden koruduğu yazılsa da, bazı çalışmalarda anlamlı bir koruyucu etkisi göstermemiştir. Aksine süt ürünleri tüketilmesindeki artış nedeniyle prostat kanserini arttırdığı yönünde yazılar vardır.

Akciğer hastalıklarında korunmada ise en önemlisi tabiki sigara içilmemesidir. Bunun yanında hava kirliliğinden uzak durulması gerektiği hepimizin bildiği bir gerçektir.

Toplumumuzda en çok hekime başvurmayı gerektiren hastalıkların başında mide ve bağırsak hastalıkları vardır. Özellikle gastrit, reflü, ülser ve kolitler sık görülen hastalıklardır. Maalesef bunların sebepleri de acılı, baharatlı ve kızartmalı yiyeceklerin sık tüketilmesi. Asitli içeceklerin fazla içilmesi ile yakından ilgilidir. Sulu gıdaların, sebzelerin ve lifli yiyeceklerin daha sık tüketilmesi, çok sıcak veya çok soğuk yenmemesi ve içilmemesi önemlidir. Daha da önemlisi yemeklerin ağır yenilmesi ağızda iyice çiğnenmesi gerekir.

Sabah kahvaltısının mutlaka yapılması gerekir. Sabah kahvaltı yapmayanlarda safra kesesi hastalıkları ve taş oluşumu daha fazladır. Bir diğer dikkat edilmesi gereken de akşam yemeklerinin geç saatlere bırakılmaması ve tok mide ile yatılmamalıdır.Mide ortalama 4 saatte boşalır.Gece 11’de yatan birinin akşam 7’den sonra hiçbir şey yememesi gerekir.

Sağlıklı beslenme ile ilgili Çinlilerin çok güzel bir atasözü vardır.
“sabah kahvaltısını kendin için yap, öğle yemeğini dostunla paylaş, akşam yemeğini düşmanına ver.”

Yazımı bir Türk Atasözü ile tamamlayıp kendi düşüncem ile bitireceğim.
“Can boğazdan gelir” ama Can boğazdan çıkar.

Hepinize sağlıklı beslenmeler, huzurlu ve mutlu bir yaşam dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder